Medeniyet yolunun taşlarını sadece cesurlar döşer...

FACEBOOKTA BİZ

Radyospor’da yayınlanan “Meclis Spor” programına konuk olduk.

Ana Sayfa » HABERLER » Haberler » Radyospor’da yayınlanan “Meclis Spor” programına konuk olduk.

*1976 YILINDA LİVERPOOL’U  YENDİĞİMİZ MAÇ ÖNCESİ AVNİ AKER’DE MAÇ YAPAN TRABZONSPOR MİNİK TAKIMININ FUTBOLCUSUYDUM.

-Geçmişte profesyonel veya amatör olarak herhangi bir spor branşıyla uğraştınız mı?

-“Trabzonspor’un minik takımında oynadım. O zamanlar Türkiye’de futbolu o yaşlara indiren yani ilkokul, ortaokul yaşındaki çocuklara futbol oynatan bir şehir Trabzon. Bende o zamanki Trabzonspor minik takımında top oynadım. Hatta onunla ilgili güzel bir anım da var. Biz o zaman maçlardan önce; stadda tam saha koşamadığımız için sahayı yarıya böler, kapalı ve açık tribün önüne kale kurar oynardık. Trabzonspor’un efsane bir maçı vardır. Trabzonspor Avrupa kupalarında Liverpool ile eşleşmişti. 1976 yılından bahsediyorum. Liverpool Trabzon’a geldi. O Liverpool şimdiki Liverpool da değil, Kevin Keegan’ın oynadığı, Ray Clemence’in kalede olduğu takımdan bahsediyorum. O büyük maçtan önce biz o zaman Trabzon minik takımı olarak, Avni Aker’de maç yapmıştık. Hiç unutmam bu anımızı. Hatta biz maç oynarken, Liverpool’un oyuncaları sahayı bakmak için sahaya çıkmışlardı. Onlarda bizi seyretmişti. Bizim de çok hoşumuza gitmişti. Koca Liverpool bizi izliyor diye. Sonrasında eğitim hayatı, üniversite, master, doktora…. Ama her Trabzonlu gibi futbolla ilgilimiz devam etti.”

(*) 1461 TRABZON’UN BAŞKANLIĞINI YAPTIM…

-Herhangi bir yöneticilik görevinde bulundunuz mu?

-“Evet. Futbolla ilişkimiz hep devam etti. Trabzonspor pilot takımı vardı. İsmi Karadenizspor. 2009 yılında Karadenizspor’a başkan oldum. O zaman ikinci ligde mücadele ediyordu. Başkan olduktan sonra ismini değiştik. 1461 Trabzon Futbol Kulübü yaptık. Kulüp Trabzonspor’un pilot takımıydı. Bizim oradaki amacımız şuydu; Trabzonspor’a oyuncu yetiştirmek, Trabzonspor’a yönetici, idareci yetiştirmek, Trabzonspor’a teknik kadro yani hoca yetiştirmek. Bayağı güzel mücadeleler ettik. Oradan yetişen futbolcularımız, hocalarımız, Trabzon’da görev yapan idarecilerimiz oldu. Takım amacına hizmet ediyordu ama maalesef bugün 1461 Trabzon’un eski halinden eser kalmadı. Tabi bu da beni çok üzüyor. Bu noktada şunu söyleyebilirim; futbolda kulüplerin altyapılara önem vermesi lazım. Alttan oyuncu gelmesi lazım. Alttan oyuncu geldiği zaman hem kulüp maliyetleri düşer, menajerlere verilen afaki rakamlar ortadan kalkar. Trabzonspor bunu uzunca bir süre yapmıştı. Altyapıdan gelen oyuncuları A takıma katmıştı. Alt yapıdan gelen oyuncular yetiştirip üst takımlara gönderme olmadıktan sonra futbolun dönmesi de zor. Çünkü dış transferler el yakıyor. Hele ki bu ekonomik durumda futbol çok maliyetli bir hale geldi. O yüzden kulüplerin alt yapılarına önem vermelerini, güçlendirmelerini isterim. Onlara da önerim budur. Şimdi bizim Trabzonspor’un en başarılı olduğu dönemlerde bir tane yabancı oyuncusu yoktur. Yabancı oyuncusu derken Trabzon dışından da çok az. En başarılı olduğu dönemde kadrosuna baktığımız zaman Trabzon’da doğan, yaşayan çocuklar, Trabzon’un çocukları vardı. Dışarıdan, başka şehirlerden bile bir iki tane oyuncusu vardı. O yüzden kulüplerin kendi öz değerline kıymet vermesi lazım. Onları desteklemesi sahiplenmesi lazım.”

(*) TRABZONSPOR, GEÇEN YILKİ TRABZONSPOR DEĞİL…

-Trabzonspor’un genel gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-“Şu an bulunan tablo Trabzonspor’a uyan bir tablo değil. Bundan hoşnut değiliz. Sadece ben değil Trabzonspor’a gönül veren taraftarının çok kabullendiği bir durum değil; inşallah ileriki haftalarda daha iyi olur.  Abdullah Avcı geldi. Son röportajda takımın performansından memnun olmadığını söyledi. Açıkçası bende memnun değilim. Takımın oyunu izleyenlere, taraftarlara zevk vermiyor. Bana da vermiyor. Geçen sene ki Trabzonspor ile şimdiki Trabzonspor arasında çok fark var. Geçen sene performans iyiydi. Son haftalarda kaybedilen bir şampiyonluk vardı ama asıl oyun zevki vardı. İzleyenlere zevk veren bir futbol vardı. Bu sene bakıyoruz galip geldiğimiz maçlarda bile keyif alamadık. Her zaman kazanalım istiyoruz ama izlediğiniz futboldan da zevk almanız lazım.  Bu noktada çok tatmin edici bir oyun izleyemedik son haftalarda. İnişler olur, çıkışlar olur ama önemli olan birlik bozulmadan kulübün idare edilmesidir. İnşallah gidişat iyi olur. Trabzonspor’un bu sıkıntılı dönemi atlatacağına inanıyorum. İnşallah bundan sonraki haftalarda daha başarılı oluruz.”

(*) ALİ KEMAL DENİZCİ BAŞKAYDI, RÜZGAR GİBİ GEÇERDİ…

-Trabzonspor ile alakalı son sorumu sormak istiyorum. Geçmişi ve günümüzü kıyasladığımız takdirde, Trabzonspor’da futbol oynamış sizin en beğendiğiniz ve sevdiğiniz futbolcu kimdir?

-“Geçenlerde bir dost sohbetinde efsane kadroyu çıkartalım gibi bir sohbet oldu. Kaleye kimi koyarız, tabi ki; Şenol Güneş. Şenol Güneş sadece Trabzonspor’un değil Türkiye’nin bir değeri. 5-6 kişiydik. Hepimizin başka bir kadrosu çıktı. Ama hepimizin kadrosunda ortak olan isimler vardı. Tabi kalede Şenol Hoca. Ben bu sorunuza şöyle cevap vereyim. Ali Kemal Denizci. Rüzgâr gibi geçti denilirdi. Yani topu ayağına aldığı zaman karşısında hiçbir defans oyuncusu duramazdı. Hatta Denizci ile Beckenbauer’ın bir fotoğrafı var. Alman milli takımı ile Türkiye milli maçında yetişemiyor adam. Ali Kemal Abi, takmış onu arkasına gidiyor. Çok hızlı, kıvrak, ayak bileklerini çok iyi kullanan, çok iyi çalım atan ve izleyenlere müthiş zevk veren bir futbolu vardı. Çocuktum tabi izlerdim, hayrandım kendisine. Tabi çok efsanelerimiz var. Rahmetli Cemil Abi, Cemil Usta, Dozer Cemil. En son geçen yıl sezona ismi verildi. O zamanki kadrodan sağ bek Turgay Abi, Necati Abi, rahmetli Kadir Abi, Bekir Abi  yani Trabzonspor’un efsane kadrosu. Sonrasında da cok önemli oyuncularımız var. Hami, Bombacı Hami. Yani başka nasıl söyleyeceğiz. Ama şöyle geriye doğru baktığımızda yeni nesil pek bilmez ama bize futbolu sevdiren efsane bir oyuncudur Ali Kemal Denizci. Hatta Fırtına Ali Kemal. Bir de şöyle düşünün dünyada da tektir, bir şehir düşünün oyuncusu satılacak diye miting düzenlendi. Yanlış hatırlamıyorsam 1978 yılında transfer oldu Trabzonspor’dan hem de Fenerbahçe’ye. Şehirde miting yapıldı. Bir şehirde taraftar, halk, kadın, erkek, çoluk-çocuk ellerinde pankartlarla Ali Kemal satılamaz diye miting yaptı. Arşivlerden bakılabilir. Yani vatandaş diyor ki; benim oyuncumu satmayın. Seviyor onu. Kendisine sağlık diliyorum.

(*) COVİD-19 NEDENİYLE SAHAYA ÇIKAMAYAN TAKIMI HÜKMEN YENİK SAYMAK MANTIKLI DEĞİL.

-Covid-19 vakalarının artması nedeniyle maça çıkamayacak takımların hükmen yenik sayılacağı gündemde. TFF’nin gündeme getirmiş olduğu bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

-“Yani, bu çok mantıklı değil. Covid-19 eğer oyuncusunda çıkarsa takım ne yapsın? Bu sağlıkla ilgilidir. Onların hükmen yenik sayılacağını zannetmiyorum. Sağlık sebepleri oyuncuda olabilir, teknik kadroda olabilir. Bir defa şöyle başlıyorsunuz “Covid-19 nedeniyle sahaya çıkamayan.” Zaten mazeret başta belli. Cümlenin başında mazeret var. Hastalık sağlık sebebiyle sahaya çıkamayan. Çok mantıklı değil.”

(*) VAR’A BAKAN GÖZ ÖNEMLİ…

-VAR Sistemi ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? Sizce VAR kaldırılsın mı?

-“VAR sitemi aslında oyunun hızını kesiyor, heyecanı kesintiye uğratıyor. Nihayetinde her ikisinde de göz karar veriyor. Maç oynanırken de VAR’a bakarken de göz karar veriyor. O gözün doğru bakması lazım. VAR’a bakan gözün, normal oyunda da iyi bakması lazım. VAR doğru çalıştığı sürece olmalı. Burada hakemler konusunda çok konuşmak istemiyorum. Trabzonspor hakemlerden dili yanan takımların başında geliyor. Çok şikâyetlerimiz oldu. Çok sıkıntılar çektik. Bazen VAR’a bakılıyor ama yine de sanki bilerek, isteyerek yanlış kararlar veriliyor. VAR sistemi olsun ama doğru bir şekilde olsun. Önemli olan, maçın kaderinin kaderini tayin edecek hakemin iki gözünün doğru bakması.

(*) AMATÖR LİGLERİN BAŞLAMASI PANDEMİ SÜRECİNE BAĞLI…

-Amatör Lig’de mücadele eden takımlar müsabakaları başlamadı. TFF yapmış olduğu toplantıda 2021 yılı ocak ayının sonlarında, o anki pandemi şartları göz önüne alınarak müsabakaların başlayabileceği kararı aldığını bildirdi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce amatör ligler başlar mı?

-“Bu konu önemli bir konu. Tabi amatörde nihayetinde çok müsabaka olacak. Bu müsabakalardan önce de korona testlerinin yapılması lazım. Bu amatör takımların altından kalkabileceği bir yük değil. Federasyon pandemi şartlarını dikkate alacak. Bilim Kurulu görüşü alınacak. Ocak ayında başlanabilir dendi ama henüz bir açıklama yok. Duruma, şartlara baktığımız zaman vaka sayılarında yükseliş var. Nasıl bir karar verirler bilemiyorum ama baktığımız zaman Ocak’ta başlayacak gibi gelmiyor bana. Burada amatörde çalışan bir dünya insan var. Onlar çok mağdurlar. Mart ayından beri yaklaşık 10 aydır amatör müsabakalar oynanmıyor. Futbolcular mağdur, çalışanlar mağdur, hocalar mağdur. Bakalım federasyon nasıl bir karar verecek bende merak ediyorum. Erteleyebilirler bir müddet daha. Sadece amatör değil, BAL Ligi de aynı. Bu noktada yeri gelmişken söyleyeyim. Amatör kulüplerimizin maddi desteğe ihtiyaçları var, bu kulüplerimize yardım edilmeli.

(*) TRABZON’DA DÜĞÜN TARİHLERİ BELİRLENİRKEN O HAFTA MAÇ DEPLASMANDA MI, İÇERDE Mİ? DİYE BAKILIR..

-Sizin Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığınız konuşmanızın metnini okudum. Konuşmanızın sonunda “Futbol bizim hayat tarzımız Trabzon’da. Biz nişan, düğün tarihlerimizi ona göre ayarlarız.” demişsiniz. Sayın Vekilim Trabzon şehrinin futbol sevgisi hakkında neler söylemek isterseniz?

-“Şöyle örnek vereyim. Biraz önce Trabzon için futbolcusu satılmasın diye miting yapan bir şehir demiştik. Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşma yapınca Bakan Bey ve milletvekilleri de şaşırmıştı. Ama doğru. Usul şöyledir. Trabzon’da kız istenir. İyi güzel. Düğün ya da nişan ne zaman olur? Ya işte, Mart Ayının son haftasında yaparız. Hemen akla şu gelir. Mart ayının son haftası tamam da o hafta Trabzonspor deplasmanda mı iç sahada mı? Yani ona göre bakacağız. Biz de tabi Trabzonspor’un maçları olduğu zaman gerçekten hayat durur. Bizde maça kadar kadro, kim oynayacak kim oynamayacak? Maç bittikten sonra da: galipsek çok keyifli olunur da eğer galip olmamışsak Allah göstermesin de mağlup olmuşsak da; o öyle yapmadı, bu böyle yapmadı diye konuşulur. Böyle bir futbol kültürümüz var. Bu yaşlısında gencinde herkeste var. Nineler, dedeler Trabzonspor maçlarını izlerler, oyuncuları bilirler. Böyle bir şehir Trabzon. Trabzonspor Türk futbolunda İstanbul’a karşı Anadolu’nun şampiyonu. Onun için Anadolu efsanesi deriz. Böyle bir kültürümüz var. Oyuncularımız hepsi Trabzon’da yetişmiş, doğan büyüyen bizim çocuklardı. Biraz önce saydığımız isimler, Ali Kemal Abi, Necati Abi, Turgay Abi, Şenol Abi, Kadir Abi, Bekir Abi, Ali Yavuz Abi, Cemil Abi. Neredeyse kadroyu sayıyorum. Bu isimler Trabzon’un kendi evlatları. Nereden? Faroz’dan, Arafilboyu’ndan, Akçaabat’tan, Çarşıbaşı’ndan. Bir efsane abimiz daha var. Dakika 61 Gol Hüseyin Tok. 61. Dakikada gol atıyor. Böyle bir şehir var. Ben siyasete atılmadan önce İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesiydim. Türkiye’nin dört bir tarafından öğrenciler geliyor. Amfide ilk dersimi yapıyorum. Diyorum ki; “Arkadaşlar. Trabzon’a geldiniz hoş geldiniz. Trabzon güzel şehir, denizi var, yeşili var, dağları var, yaylaları var, üniversitemiz çok güzeldir vs. dedikten sonra devam ediyorum: Arkadaşlar bizim bir de Trabzonspor’umuz var.” Başlıyordum,Trabzonspor’u anlatmaya. Başka yerlerde, başka üniversitelerde  böyle olmaz. Benim sınav sürem 61 dakikaydı. Sınav yapıyorum süre 61 dakika. Tabi talebeler içinde Fenerli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı olanlar var. Şaşırıyordu çocuklar. Mesela benim dersimde yüksek not alan öğrencilere kulüp başkanlığı dönemimde maça götürürdüm, misafir ederdim. Avni Aker’i görsün, o havayı yaşasın isterdim. Trabzonspor böyle bizde. O simdi bizi üzüyor, üzülüyoruz ama O’ndan vazgeçemeyiz.  Trabzonspor bizim için bambaşka. Bize her yer Trabzon o yüzden. 61. Dakika bizde önemlidir. Bir hatıramı anlatayım. Zannedersem Makedonya Büyükelçisi idi. Bir hanımefendi Trabzon’a geldi. Avni Aker’de protokolde maç izliyor. Ama hanımefendinin futbolla pek alakası yok. 61. dakikada ortalık yandı, tezahürat, alkış. Tribünlerde müthiş bir ses. Dedi ki: bunun ne özelliği var. Dedik: 61 bizim plakamız, şaşırdı kadın. 61 bizi bağlıyor. İnsanlar Avrupa’da araç alırken bile plakalarının sonunda 61 olmasına özen gösteriyor. Böyle bir şehrimiz var. Biz bundan keyifliyiz. İstiyoruz ki her şey güzel olsun, futboldan da keyif alalım. Hiçbir takım hak etmediği puanı almasın. Hiçbir takımın kupası elinden alınmasın. Yanlış kararlar verilmesin. Biz sporla, futbolla yaşayalım; mutlu olalım.